TÜRKİYEDE SİYASAL PARTİLERİN YENİDEN DİZAYNI VE BÖLÜNMÜŞ AMERİKANCILIĞIN KENDİSİYLE – TÜRKİYE’YLE KAVGASI

Artık görünür halde… En azından çoğumuz için… Önce AKP içinde, ardından CHP ve kısmen HDP’de başlayan kaynaşmanın hesaplaşmaya evrileceği durumu, CHP yönünden bu kaynaşmanın hızla hesaplaşmaya evrilmesini ve bu sürecin de Türkiye İttifakı’nın gündeme tekrar gelmesini tetikleyeceğini bekliyorum.

Yine bu süreçte artık Ekrem İmamoğlu’nun siyasal yönünün geri çekilmesini, orta karar belediyeciliğiyle siyasal ömrünün tamamlanmasını bekliyorum.

Bu beklentilerimin ön koşulu, Türkiye’nin Avrasya yolunda durağı sayılacak, geçiş dönemi hedefi sayılacak, ABD ve AB’den bağımsızlaşma adımlarının aksamadan ilerlemesidir.

S-400 sürecinin aldığı halin getirecekleri, eğer ABD mevcut iç savaşında hızlı biçimde Trump karşıtlarının zaferiyle sonuçlanmayacaksa ve bu zafer sonrası dünyanın mevcut savaşı sınırlı bölgelerde olsa da ülkelerin savaşına dönmeyecekse, ülkemizin ABD içinde çatışan tarafların temsilcilerinin istediği şekle bürünmeyecek. Türkiye ciddi bir ABD yaptırımıyla karşılaşmayacak. Tıpkı yazıyı yazdığım anlarda gelen AB’nin Doğu Akdeniz yaptırımlaı gibi etkisiz ve çok ölçülü kalacak.

Türkiye’nin önünde 1950’den bu yana, olmadığı ölçüde bağımsız hareket etme ve çıkarlarını koruma fırsatı var. Artık sadece elimiz değil, oyun gücümüz değil, fiilen de daha güçlüyüz. Bağımsızlaştıkça fiilen güçlü olmanın kullanım değeri de artacak.

ABD içinde çatışan güçlerin uzlaşacağı konulardan biri, Türkiye’nin tamamen Rusya’yla ittifak kurması ve Avrasya yönüne dönmesinin engellenmesidir. Bunun için ellerinde artık sadece iki araç kaldı. Bu araçlardan ilki, ABD’nin sıtmaya razı olması, şekillenen temel iki kutbun ortasında süper güç olmasa da bölge gücünü belki kısmen aşabilen jeostratejik konumu nedeniyle, zaten küresel etkileri olan Türkiye’nin bağımsızlaşan gücüne katkı vermek (evet çok açılması gereken söylem bu ama yazı fazla uzayacak bu sözcüklerle keseceğim), ikinci hamle ise fethullahçılığın şekil değiştirerek 3. dincilik hamlesinin parçası haline gelmesidir.

Bunu biraz açalım. Fethullahçı çete artık mevcut haliyle ciddi etki üretemez Türkiye’de. Tekrar etkili hale gelmesinin yolu da başka parti örgüt ya da cemaatlere sızması, kadrolarının kısmi korunmasını sağlasa bile etkli olmasını engeller. Çünkü ya söylemleri sızdıkları yere uymayacak, ya da gizlenemeyecekler. Tekrar legalleşme ihtiyaçları var.

Bu legaleşme, Fethullah’ın varlığını sürdürdüğü ortamda olamaz. Karşılaşmayı beklememiz gereken, artık eli kulağında olan Fethullah Gülen’in küçük ihtimalle Türkiye’ye teslimi (ki bu ABD açısından Türkiye’yle ilişkileri yeniden normaleştirme adımı gibi de gösterilme amacıyla da kullanılır), büyük olasılıkla ölmesidir. Hemen ardından, FETÖ’cü çetenin büyük kısmının FETÖ’cü çeteyle bağının kalmadığı ve zaten kendilerinden habersiz bir darbe olduğu, kandırıldıkları iddialarını duyacağız. Bu iddialar ve muhtemel süreç, başlayan ve başlatanı az çok sezdiğimiz partilerdeki değişim sürecini de, orta vadede ABD çıkarları doğrultusunda etkileme çabasında olacaktır.

Hayvanistan biraderimin kulağına fısıldamak istedim yazının sonunda 🙂

ABD elbette çabalayacak ama Türkiye’nin de, dünyanın da gidişatı ortada… Bu denli ortalıkta olan olgular için 68 gençliğinin bir sloganı vardır:

“Dünyanın bütün çiçeklerini yolabilirsiniz, ancak ilkbaharın gelmesini asla engeleyemezsiniz.”

Üstelik çiçeklerin artık dikeni var, o kendine yönelen elleri paralayacak.

Yazar: umco23

Twitter: @umco23

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.