Türk Tarihinde Kadının Yeri

Kadim töremizin bize bağışladığı en büyük nimet, cinsiyet ayırt etmeden kişioğullarını hiyerarşik bir düzende konumlandırarak uygarlık tarihini yaratmaktır. 

Neşet Ertaş üstadı hepimiz severek dinleriz. Mülayimliği, içtenliği, anlayışı “gençlerin cügara parasına göz dikmeyişi”kısaca her şeyi ile tüm insanlığa ve sanat camiasına örnek olur. Peki, “Kadınlar insandır biz insanoğlu” sözünü neden sadece 8 Mart’ta sosyal medyada daha fazla beğeni almak için kullanırız? Oysa penceresinin altında Açma zülüflerin’ yellere karşı türküsünü dinletip serenat yaptığımız kadınlar vardı. Sonra hayatımızı birleştirince o kadınlara önce psikolojik şiddet uyguladık sonra, sonra ise cesursa karakolda biten vakalar. Değilse “Kan yutup kızılcık şerbeti” içilen sabahlar…

Okuduk ya hu okuduk. Okumadıysak duyduk dinledik. “Hatun” kızı tavlayana kadar söylenilen bir hitap şekli değildir. Koskoca tarihe şekil vermiş Türk Hakanlarının sağ yanına oturttuğu, toyda fikrini aldığı, o yokken yerine vekalet edendir. 

Peki biz, yakın yüzyıl canlıları nasıl kadınlar yarattık?

Gece dışarı çıkamayan kadınlar,

Taciz edilenler,

Hatta tecavüz boyutuna ulaşanlar.

Karşıt cinsinden dayak yiyip susanlar,

Susmayıp şikayet eden fakat,

kocandır olur öyle şeyler yaa denilip susturulanlar.

Siyasette yeri kotadan ibaret sayılıp, üç beş araya serpiştirilip,

aman efendim bakın biz tam demokratik, eşitlikçi bir partiyiz” reklamlarına konu olanlar.

Tarihimize, töremize ihanet ettiğimiz aşikar değil mi? 

Çok aşikar. 

Bu suç hepimizin, hepinizin. Bilmemenin değil, öğrenmemenin ayıp olduğunu bilip öğrendiğini dahi inkaredenlerin suçudur.

Tomris Hanları unuttuk. 

Harpte en önde giden Saka Hatunlarını,

Bacıyan-ı Rum’un kahramanlarını da…

Unuttuğumuz yetmez gibi bir de emperyalist güdümlü “siyasette kadın gücü” modellerini örnek aldık. Kadın gibi kadın değil de “erkek gibi kadın” modasına uyduk.

Hukuk kurallarında ve insan hakları bildirgelerinde bize “Toplumsal eşitlik” mesajları verenler aslında “Toplumsal cinsiyetçilik” kavramlarını kültürümüze sokarak asimile edilmiş bir kültür yarattılar. Yarattıkları kültürde de kişioğullarına roller biçerek yönettiler. 

Destanların, tarihin kahramanlarını birer figüran yaptılar. 

Yo, yo suçlamayın yine suç hepimizin, hepinizin.

Sadık kalmadık, 

Örnek almadık,

En önemlisi okumadık, anlamadık.

Bazılarımız ise okuduk, anladık hayata geçiremedik ya da engellendik. 

Cemaat sohbetlerinde okunmuş sulara üflendi adımız. 

Öldük, öldürüldük.

Kapitalist sistem ve emperyalist güçler halet-i ruhiyemize bile sirayet etti. 

Sistemi, nizamı ve disiplini ile nam salan Mete Han’ın ordusu, tüm milletlere iki yanı keskin kılıcı önünde secde ettiren ordu, sonradan kurulmalardan medet umar konuma getirildi. 

Artık ya “Gök girsin kızıl çıksın” ya da “Ey Türk! titre Ve Kendine Dön”

burcu@turkimece.com

www.turkimece.com/BurcuArall

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.