ESED YA DA ESAD? SURİYE SORUNUNA FARKLI BİR BAKIŞ

Esed mi, yoksa Esad mı? Karmaşa devam ederken Suriye’de yaşananlara değişik bir bakış açısıyla tarihsel gelişmeler eşliğinde bakalım.

Bazıları anlam veremeyebilir, bazıları neden diye kızabilir, ama tarih bize en iyi yol göstericidir.

1939: Hatay Anavatan’a katıldı. Fransız Mandası olan Suriye bu durumu asla kabullenemedi. Daha düne kadar haritalarında Hatay yerine Arapça “Liwaa al İskenderuna” adını kullandılar.

Suriye’nin bunak dış işleri bakanının 27 Ağustos 2018’de yapmış olduğu “İskenderun Suriye sancağıdır, ne pahasına olursa olsun, zorla da olsa geri alacağız ” açıklamasını bu bağlamda okuyup tarihi gerçekleri göz ardı etmeyin.

Haberin video linki:

1957: Soğuk savaşın yaşandığı yıllar, Adnan Menderes yankee bana ne kadar destek olacak bakalım hezeyanı ile Suriye Cumhurbaşkanı, Şükrü el Kuvvetli’yi devirmek için uluslararası konferanslar topladı. O da yetmedi, Sınıra 50.000 asker yığdı, Türk jetlerini gerginliği arttırmak için Suriye semalarında uçurttu.

Sovyetler’ in baskısı ile ABD fazla ileriye gidemedi ve Menderes beklediği yeşil ışığı fazla alamadı. Geri adım atıldı ve Sovyetler ‘in tutumunun yumuşaması ile birlikte Türkiye-Suriye arasındaki gerginlik de azaldı.

1 Şubat 1958 tarihinde Suriye ve Mısır Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleşti ve Türkiye bu birliği 11 Mart 1958’de resmen tanıdı.

Ve Demirel’in meşhur “GAP’ı gaptırmam” yıllarına gelindi.

1970’lerde Keban ve Karakaya barajları ile uygulamaya konan GAP projesi ile iki ülke arasında su yüzünden gerilim iyice tırmandı.

1990’lar Hafız Esad döneminde Asala ve PKK’ya kucak açmış bir Suriye. Türkiye’ye karşı terör odaklarının yuvası haline geldi. Türkiye’nin baskısı sonucu 9 yılın sonunda Abdullah Öcalan Suriye’den sınır dışı edildi.

Apo’nun Suriye’den çıkmasından sonra 20 Ekim 1998’de Adana Anlaşması imzalanmış ve teröre karşı işbirliği yapılarak Güvenlik İşbirliği Komisyonu kuruldu. Anlaşma ile iki ülke askeri bir çatışmanın eşiğinden döndü.

Adana Anlaşması sonrası yakın ilişkiler arttı, AKABE ilişkileri “kardeşim Esad” konumuna getirdi. Ta ki bir çapsız bir düş işleri bakanı stratejik çukura düşüp, “Şam’da cuma namazı kılacağız” söylemine kadar.

Geçmişin sorumlusu oğul Esad değil tabi ki, ama bugün gelinen noktada stratejik olarak işbirliği yapılacak olan tek şahıstır. Türk Devleti elbette anlaşacak ama masada ne ABD, ne Rusya’yı dinlemeden.

Türk Devleti’nin bekası söz konusu ise bugün Esad var, yarın başka biri.

Esad diyelim ki 5 yıl daha görevde kaldı ve anlaştık, sonradan gelenin ABD ile işbirliği yapıp tekrar kürt koridorunu oluşturma çabası göstermeyeceğini kim garanti edebilir ya da Esad mültecileri almıyorum diyebilir. Planlar 3-5 yıl için değil 100 yıl sonrası için yapılmalıdır.

Tarihsel devinimde çokta hoş olmayan olaylara baktığımızda ders alınması ve geçmiş hataların tekrar edilmemesi gerekiyor. Sahada kazanılan masada kaybedilmemeli.

TSK 2 yıldan fazla süredir Suriye’de. Masada anlaşılamayan konu kürt yerine Türk Koridoru kurulması idi ve bu konuda fikir birliğine varıldığını düşünüyorum. 21 Mayıs 2019’daki Esad’ın:

“Hakan Fidan ile görüştük, Erdoğan ile de görüşmeye hazırız” açıklaması bunu teyit eder nitelikte.

7 yıldır misafir edilen milyonlarca Suriyelinin nasıl bize maliyeti varsa karşı taraftan bunun maddi ya da başka bir karşılığı bir şekilde alınmalı.

Koridor boyunca yerleşim yerlerine atanacak yerel yönetimlerde,

Türk Devleti bir şekilde söz sahibi olmalı ve gelecekte tekrar terör ya da vatanı tehdit eden oluşumlara izin verilmemelidir.

30-40 km derinlik ve 911 km sınır hattı boyunca oluşacak koridor sadece “Türk Koridoru” olmalı ve kesinlikle TSK tarafından mevcut ve ilave edilecek üslerle birlikte tüm hattın güvenliğini sağlanmalıdır.

Evet, sınırımızı ve ülkemize yapılacak saldırıları bertaraf etmek için savaştık, savaşıyoruz, şehitler verdik, Esad ile acilen anlaşılmalı ama karşılığında bir bedel almadan da masadan kalkılmamalıdır.

Çünkü ne Esed düşmanımız, ne de Esad babamızın oğludur.

ESEN KALIN…

celalaltayli@turkimece.com

www.twitter.com/agartabekcisi

2 thoughts on “ESED YA DA ESAD? SURİYE SORUNUNA FARKLI BİR BAKIŞ”

  1. Ne TÜRKiYE ve ülkedeki Siyasiler,ne Suriye nin šuanki iktidari ,Türkiye nin ve Suriyenin gelecegine etki etmemeli..Devletler baki siyasiler fanidir unutulmamalu..
    At gözlügü ile degil Jeopolitik bakiša güzel bir Makale olmuš üstad 👏👏

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.